• On iki yıl boyunca matematik öğrettiğimiz öğrencilerin bir çoğu, matematikten yaka silkiyor. - Halâ çarpım tablosunda şaşıranları var.
• Daha da ilginç olanı; - 2013 yılı YKS sınavlarında, bu öğrencilerden tam “ 60.000” i, kocaman ‘sıfır puan’ çekmedi mi…
• On iki yıl boyunca okudukları Türkçe’ den, Coğrafya’ dan, Fizik’ ten, Matematik’ ten… tek soru da bilmez mi bir insan…
- Ortaokul öğrencilerinden söz etmiyoruz, lise öğrencilerinden de… - Bunlar geri zekalı değil ki… - Akıllı, zeki, liseyi bitirebilme becerisi göstermiş gayretli çocuklar.
* Şöyle sorayım hocam, izninizle; - İlkokul ikinci, üçüncü sınıfındaki küçük çocuklara sözümüz geçiyor mu… - Onları susturabiliyor, sınıfa hakim olabiliyor muyuz… - Ufacık çocuk öğretmeniyle inatlaşıyor, arkadaşına dikleniyor, sınıfı karıştırıyor, derslerine çalışmıyor, ödevlerini yapmıyor.
• Bu da gösteriyor ki: - Ne, dik duruşunuz, - Ne, çatık kaşlı oluşunuz, - Ne, buyurgan tavrınız, - Ne emredici hitaplarınız, - Ne de disiplinle, - Ne de “veli” siyle onu tehdit etmeleriniz pek işe yarıyor…
• Öğretmenin öğrencilerine güven verebilmesinin başlangıç noktası: - Okul kapısıdır, - İlk zil öncesi avluda sıra oluş anıdır.
• Bunu kim, hangi öğretmen uygular ve nasıl başarılı olur diye araştırdığımızda, bazı Avrupa ülkelerinde de örneklerine rastladığımız gibi;
- Yarı uykulu, yarı uyanık halleriyle; - Kimisi aç kimisi kahvaltısını yapmış; - Bazıları soğuktan tir tir titreyen, bazıları da giyinik vaziyette, koştura koştura okul kapısına gelen öğrencilerini:
- Onlardan önce, okula gelerek okul kapısında karşılayan, - Tebessüm eder bir halde okul kapısında duran, - Başlarını bir anne şefkatiyle okşayan, - Onlara cesaret veren, - Bir baba edasıyla, sırtlarını sıvazlayan, - Biir anne şefkati ile ve sıcaklığı ile karşılayan, - Yumuşacık ve motive edici bir ses tonuyla onlara tek tek; ‘hoş geldin yavrum’ diyen öğretmen, “ ilk devreyi” galip tamamlamış takım gibidir.
• Biliyoruz ki, öğretmenlik; - Sınıfta değil, okul binasında hiç değil, - Bilakis, okul kapısında başlar, - Okul bahçesinde devam eder, - Sınıfta icra edilir.
• Birçok öğretmenimiz; bunu uygulayamadığı için, sınıf ortamında, ders esnasında görevini başarıyla tamamlama konusunda oldukça zorluk yaşamaktadır.
• Çünkü; - Öğretmenin öğrencileri üzerinde ‘tesirli’ olamamasının bir diğer nedeni de budur. - Zira, hızlılık ve acelecilik, karşısındaki insanda ‘yapay kaygı’ yaratır. Böylece, iradesini doğru yönde kullanmasını engellemiş olur.
• Saygıdeğer öğretmenim; - Gerek okul kapısında, gerek okulun avlusunda ve gerekse sınıflarda, Kendilerine ‘saygı’ duyduğunuz öğrencileriniz size karşı şımarmazlar. - Karizmanıza zarar vermezler… Sizi zayıf duruma düşürmezler.