
Temel pireler üzerinde bir deney yapmak için deney setini hazırlar. Pireye zıpla diye komut verirken pirenin zıpladığını gözlemiş ve bazı notlar almış. Daha sonra pirenin bir bacağını koparmış ve pireye yine zıpla dediğinde pirenin zor da olsa zıpladığını görmüş. Daha sonra Temel pirenin ikinci bacağını da koparmış ve pireye zıpla dediğinde pirenin zıplayamadığını gözlemiş. Bunun üzerine Temel deney raporunu tamamlayıp sonucunu şöyle açıklamış “Pirelerin iki bacağı koparıldığında işitme duyuları kaybolur.”
Aslında matematik öğretimimizle Temel fıkrası birbiriyle çok iyi örtüşmektedir. Dünya hızla değişirken bizim toplumumuzda matematik öğretimi alanında önemli bir değişiklik görülmemiştir. Toplumumuzun yanlış önyargıları ve eğitimcilerin kendilerini yenilememelerinin sonucunda oluşan tabloda Temel'in fıkrasındaki pirenin yerini kendilerini savunma şansları olmayan şamar oğlanları öğrenciler almaktadır. Temel fıkrasındaki pirelerin ayaklarının koparılması gibi düşünme yetenekleri köreltilen çocuklarımız matematikten başarısız olunca biz de Temel gibi yanlış sonuçlara vararak ''Matematikten başarılı olmak için özel bir yetenek gereklidir. Yeteneksiz öğrenciler çok çalışsalarda başarılı olamazlar.'' diyoruz.
USTANIN ELİNİN DOKUNUŞU
Mezatçı, hırpalanmış ve çizilmiş olan eski keman için harcayacağı zamana pek değmeyeceğini düşünüyor; yine de onu izleyenlere gösterirken gülümsüyordu. - "Bu ne eder, arkadaşlar?" diye bağırdı. Açık artırmayı kim başlatacak?" - "Bir dolar, bir dolar", ardından iki dolar. "Sadece iki dolar mı?" - "İki dolar, iki dolar... Kim üçe çıkaracak?" "Yok mu artıran? Evet, üç dolar, üç dolar, üç dolara satıyorum..."
Ama olamaz, en arka sıralardan, kır saçlı bir adam öne geldi, eski kemanı aldı, üzerindeki tozu sildi, gevşek yaylarını gererek akort etti ve bir meleğin Noel ilahisi söylemesini andıracak kusursuzlukta hoş bir melodi çaldı. Müzik sona erdi ve mezatçı alçak bir sesle,
- "Keman için ne kadar veriyorsunuz?" dedi. Sonra onu coşkuyla havaya kaldırdı.
- "Bin dolar. Peki, kim iki bin diyecek? İki bin... - Evet üç bin... Satıyorum, satıyorum, sattım!"
İnsanlar coşkuyla alkışlıyorlardı. Ama bazıları ağlıyordu: "Ne oldu da değeri değişti, anlayamadık!" Hemen yanıt geldi:
- "Bir ustanın eli değdi!"
BEKLEDİĞİNİZ ŞEYİ ELDE EDERSİNİZ